Dünya gazetesinin verdiği habere göre Türkiye 2012'de yassı çelikte de kendi kendine yetecek 5.5 milyon tonluk ilave yatırım yapacak.
Büyük miktarlı yassı çelik yatırımları tam gaz ilerliyor. Atakaş ve
Çolakoğlu Grubu'nun üretim yatırımları da tamamlandığında Türkiye'nin yassı çelik
üretim kapasitesi 12 milyon tonu geçecek. Böylece 6-8 milyon ton arasında değişen
yassı çelik ithalatı yerli üretimle karşılanabilecek. Çolakoğlu'nun Gebze'de
gerçekleştirdiği yatırımın tamamlanmasına 4-5 ay kaldı. Bu tesiste 3 milyon ton yassı
çelik üretimi yapılacak. Bu miktar Çolakoğlu'nu, yassı çelikte Erdemir'den sonraki en
büyük üretici konumuna oturtuyor. Erdemir, iştiraki İsdemir'le birlikte 5.5 milyon
ton yassı çelik üretim kapasitesine sahip. Çolakoğlu ve Atakaş'ın tamamlanmasıyla
birlikte yassı çelik üretimine yapılan yatırımlar da 4 milyar doları bulmuş olacak.
1 MİLYAR DOLARI GEÇİYOR
Türkiye'de demir- çelik sektörünün büyük firmalarından Çolakoğlu Metalurji'ninGebze'deki mevcut tesislerinde yassı çelik yatırımı 2007 yılında başlatılmıştı.
Önümüzdeki temmuz ayı itibariyle üretime geçmesi beklenen bu yatırım, sektör
uzmanlarının değerlendirmesine göre sıfırdan yapılsaydı 3 milyar dolara ancak
yapılabilirdi. Ancak zaten kurulu tesislerin ve arazinin varlığı nedeniyle maliyet bu
noktaya varmayacak. Yatırım hakkında bilgi veren Çolakoğlu Metalurji AŞ Satış ve
Pazarlama Sorumlusu Dr. Koray Günay, yatırım miktarı konusunda bilgi vermedi.
Uzmanlara göreyse yatırım miktarı 1 milyar doları geçecek.
Dr. Koray Günay, Çolakoğlu Grubu'nun günümüzde 300 tonluk elektrik ark ocağı ile hem uzun hem de yassı çelik üretimi yapan dünyanın en modern tesislerinden biri haline
geldiğini belirtti. Türkiye'de demir - çelik sektöründeki en büyük sorunun uzun ve
yassı ürün dengesizliği olduğunu vurgulayan Günay, 2005 yılından itibaren yapmakta
oldukları çelikhane ve haddehane yatırımları ile bu dengesizliği gidermeyi ve iç
talebi yerli üretim ile karşılamayı amaçladıklarını kaydetti.
Günay, "2012 yılı itibariyle bu alanda yapılan yatırımlarla yassı çelik mamullerinde
üretim ve tüketim rakamları yılda 12 milyon tona ulaşacak. Biz bu tüketimin yaklaşık
yüzde 20'sini karşılayacağız. 2010 yılının 3. çeyreği itibari ile üretimine
başlayacağımız sıcak rulo sac üretiminde boru, makine, çelik konstrüksiyon, otomotiv,
beyaz eşya ve gemi sanayine yönelik firmalara ürün vereceğiz" diye konuştu.
70 ÜLKEYE İHRACATI VAR
Şimdiye kadar inşaat demiri ve kütük gibi uzun mamul üretimi yaptıkları için
ağırlığın yurtdışı pazarlarda olduğunu ifade eden Günay, "Yurtdışında yaklaşık 70'in
üzerinde ülkeye ihracat yaptık. Yassı mamuldeki bu yatırımla birlikte ise öncelik iç
piyasadaki talebi karşılamak olacak. Bununla birlikte ihracat pazarlarındaki aktif
varlığımızı da koruyacağız" dedi.
Global pazarlarda da arz-talep dengesizliği olduğunu, ülkelerin yürürlükteki korumacı
tedbirlerinin bütün şirketleri etkilediğini ifade eden Günay, "Ticaret rotaları
sürekli değişti. Şu anda en önemli rakiplerimiz Çin, Ukrayna ve Rus firmaları. 2008
yılında ISO'nun ilk 500 listesinde 12'inci sırada yer alan firmamız kriz dönemini
yatırım yaparak değerlendirdi. Bu dönemi bilgi işlem teknolojilerine, makinelere ve
en önemlisi insana yatırım yaparak geçirdik" diye konuştu.
65 YILLIK DEMİRCİ
Çolakoğlu, demir çelik faaliyetine 1945 yılındabaşladı. İlk haddehanesini 1960
yılında İstanbul-Sütlüce'de devreye aldı. 1969'da Dilovası'nda ilk çelikhanesi
üretime başladı. 1985'te filmaşin üretimi gerçekleştirdi. 1990 yılı itibari ile ürün
gamına nervürlü inşaat demirini de ekledi. Çeşitli kalitelerde 8.0 - 40.0 mm arası
nervürlü ve düz inşaat demiri üretiyor.
Şirketin yassı ürün yatırımına 2007'de başladı. Bu yatırım devam ediyor. Bu yıl
ikinci yarıda sıcak rulo saç üretimine başlayacak. 1.2 ile 25.0 mm arasında sıcak
rulo sac üretimi yapacak olan yeni tesis boru, makina, konstrüksiyon, gemi ve
otomotiv endüstrisi gibi geniş bir yelpazeye ürün satacak.
Çolakoğlu Metalurji, çelikhanesimodern ham çelik üretim tesisleri arasında yer
alıyor. Tesislerde dünyadaki en büyük kapasiteli elektrik ark ocaklarından biriyle
üretim yapılıyor. Sahip olduğu pota ocakları çelik kalitesini ve homojenitesini
arttırmaya yönelik manyetik karıştırıcı, argon gazı üfleme sistemi ve kalsiyum
enjeksiyon sistemi bulunuyor. Yanısıra twin tank vacuum degasser ile özellikle yassı
mamul üretimine yönelik dökümlerde gaz giderme işlemi yapılıyor.
EN BÜYÜK ÜRETİCİ ERDEMİR
Erdemir Grubu, 2008 yılında gerçekleştirdiği 6 milyon ton ham çelik üretimiyle Dünya
Çelik Birliği tarafından yayınlanan verilere göre dünyada 50., Avrupa'da 15. ve
AB-27'de 8. sırada yer alıyor. Ereğli tesislerinde 2009 yılı ham çelik üretimi 3.7
milyon tonla geçen yıla göre yüzde 18.9 artış gösterdi. İskenderun tesislerinde ise
ham çelik üretimi 2.7 milyon tonla geçen yıla göre yüzde 2 düşüş gösterdi. Sıcak
haddelenmiş yassı çelik ürün grubunda Erdemir Grubu'nun 2009 yılı pazar payının, 2008
yılındaki yaklaşık yüzde 25 düzeyinden yüzde 45 seviyelerine ulaştığı tahmin
ediliyor. Söz konusu artış İskenderun tesislerine yapılan yatırımlar sonucunda toplam
sıcak haddelenmiş yassı çelik kapasitesinde yaşanan artışın yanı sıra Ereğli
tesislerinin yurtiçi satış miktarında gerçekleştirilen yüzde 15'lik artışın da etkisi
oldu. Erdemir Grubu'nun ürün gamında yer alan tüm yassı mamul gruplarındaki toplam
pazar payı 2008 yılındaki yüzde 27'den yüzde 40'a yükseldi. TOPLAM KAPASİTE 30 MİLYON TON
Türkiye'de 30 milyon ton sıvı çelik üretimi var. Bunun 27 milyon tonu yuvarlak inşaat
demiri için kullanılıyor. Yassı mamulü üretimini sadece Ereğli gerçekleştiriyor.
Kapasitesi 3 milyon ton. İsdemir'in 2 milyon ton üretimiyle birlikte Erdemir'in yassı
üretim kapasitesi 5 milyon tona çıkıyor.
ATAKAŞ, TOSYALI YATIRIMLARI....
Atakaş Grubu'nun yatırımı devam ediyor. 2010 yılı sonu itibariyle üretime geçmesi
beklenen bu tesis bittiğinde yılık 2.5 milyon ton kapasiteli olacak. Tosyalı da 2
milyon ton civarında yassı mamul üretecek. Çolakoğlu ile birlikte toplam üretim
miktarı 12 milyon tonu geçecek. Böylece Türkiye, yassı çelikte kendi ihtiyacını
karşılayacçak düzeye gelecek. 6-8 milyon ton ithalat yerli üretimle karşılanabilecek.
YAYAN: BAŞKA GRUPLARIN YATIRIM PLANLARI DA VAR
Demir Çelik Üreticileri Birliği Genel Sekreteri Veysel Yayan, yassı çelik üretimine
yapılan yatırımları şöyle değerlendirdi:
"Aslında yassı ürün açığı konusu yeni değil. Türk çelik sektörü 1990'lı yıllarda uzun
ürün kapasitesini geliştirirken, yassı ürün kapasitesi hep sabit kaldı. Konu yıllarca
konuşulduğu halde, idrâk noktasına gelinmesi zaman aldı. Nihayet 2000'lı yıllarda
İSDEMİR'in özelleştirme kapsamında ERDEMİR'e devredilmesinden sonra, önce İsdemir'de,
uzun üründen yassı ürüne dönüştürüm faaliyetleri başladı. İSDEMİR'i Çolakoğlu takip
etti.
Her iki tesisteki yassı üründen uzun ürüne geçiş çalışmaları, bir taraftan yassı ürün
ithalâtını azaltırken, diğer taraftan da uzun ürünlerdekikapasite fazlasının yol
açtığı ihracat baskısının ve bu nedenle uluslararası piyasalarda karşılaşılan
reaksiyonların azalmasına imkân sağladı.
Şu anda Çolakoğlu'ndaki slab kapasitesini destekleyecek sıcak hadde tesislerine
ilişkin yatırımlar devam ediyor. Bu yatırımların temmuz ayı itibariyle devreye
girmesi bekleniyor.
Mevcut tesislerdeki dönüştürüm yatırımları dışında, yeni kurulan TOSYALI ve yatırım
çalışmaları devam eden MMK Atakaş'ta da, toplam 3.5 milyon ton civarında devreye
almaya başladıkları kapasitenin devreye girmesi bekleniyor. Ayrıca diğer bazı üye
kuruluşlarımızın da, hâlen devam eden veya plânlama aşamasında bulunan yassıürüne
yönelik çalışmaları var.
Bu noktada şunu da belirtmekte fayda var. Özellikle hâlen uzun ürün üretmekte olan
tesislerin, devreye almaya başladıkları yassı ürün kapasiteleri, yalnızca ithâl
ikâmesi ve ihracat açısından yeni imkânlar sunmakla kalmıyor, aynı zamanda, bu
kuruluşlarımıza, pazarın durumuna göre, ürün farklılaştırabilme fırsatı da veriyor.
Aslında tüm üreticilerin, aynı anda birbirinden farklı ürünler üretebilecek duruma
gelmelerini, gerek kuruluş bazında ve gerekse sektör olarak, dar bir alana
sıkışılmaması ve esnek çözümler üretebilmesi açısından da yararlı buluyoruz.
Bu yönüyle yassı ürüne dönüştürme ve ürün çeşitlendirme faaliyetlerini, son derece
ciddiye alıyor ve sektörün faaliyetlerinin daha sağlıklı bir zemine oturtulabilmesi
açısından, hayati önem taşıdığını düşünüyoruz."
(17.03.2010)